TESTİ KIRILMADAN…

TESTİ KIRILMADAN

TESTİ KIRILMADAN…

Yurtdışında eğitim almaya karar verirken, mutlaka forumlara, blog sitelerine ve tanıdığınız öğrencilerin hikayelerine dikkatle göz atıyorsunuzdur. Nereye gittiler, neler yaptılar, ne yiyip ne içtiler, neler gördüler. Gideceğiniz yerle ilgili en güzel hikayeleri muhakkak öğreniyorsunuz. En güzel restoranlar hangileri, ölmeden önce görmeniz gereken 10 yerin kaçı eğitim alacağınız yerde, en güzel turist ‘selfie’si hangi saatte ve nerde çekilir? Bu soruların tamamına cevap bulmadan genelde yola çıkmıyor olur bütün öğrenciler. Bu bilgiler şüphesiz ki seyahatinize çok güzel anılar katacaktır ve oldukça değerlidir.
Ama bazen de daha yola çıkmadan nabzınızı artıran, sizi telaşa sürükleyen pek de diğerleri gibi eğlence vadetmeyen paylaşımlara rastlayabilirsiniz. Kayboldum, yanlış trene bindim, pasaportumu ve cüzdanımı kaybettim/çaldırdım vs… Ne var ki London Bridge önündeki ‘selfie’nizi yönetmen edasıyla ve tüm detaylarıyla anlatanlar maalesef bu tarz durumlarda ne yapmalı ya da nasıl önlem alınmalı konularında bilgi ve tecrübelerini paylaşmak yerine tüylerinizi ürpertecek duygusal yorumlar yapma yolunu seçerler.
E o zaman bir farkımız olsun… Biz tokatımızı testiyi kırmadan atalım… Sonrasında kimseye faydamız olmayacağı kesin…
Hırsızlar ve diğer kötü karakterler
Yurtdışına eğitim almak için gitmiş ve gerek dış görünüm gerekse tavırlarınızla ev sahiplerinizden ilk bakışta ayrılan ve kendi ülkenizde olmadığınız sevecenlikte etrafa gülücükler saçan halinizle hırsızların ve film karakteri gangster lerin hedefi olmanız kuvvetle muhtemel.
O kadar korkmanıza gerek yok… Gittiğiniz yer Texas ya da Sicilya değilse kimse “altıpatlar”ıyla karşınıza dikilmez… Muhtemelen tek hedefledikleri, ne olur ne olmaz diye yanınıza aldığınız yüksek miktarda paranızın doldurduğu hacimli cüzdanınız olacaktır.
Şimdi alabileceğimiz önlemlere gelelim. İlk ve en önemli önlem, olabildiğince dikkatli olmak… Özellikle ilk defa yurtdışına çıkıyorsanız, kendinizi başka bir gezegende hissetmeniz gayet normal… Ancak sosyolog ya da ortaçağ mimarisi üzerine araştırmalar yapan bir akademisyen değilseniz şayet, şaşkınlığınızı ve yurdum insanı gözlemlerinizi ilerleyen zamanlara bırakmanızda fayda var.
Önlemlere dönelim: Uyanık Olun !
Birkaç kez karşılaştığınız, birden fazla kez göz göze geldiğiniz birisi mi var etrafınızda. Mola verebileceğiniz en yakın cafe ya da dükkanda durun ve hissettiğiniz şeyin kuruntu mu yoksa bir tehlike alarmı mı olduğunu anlamaya çalışın.
Söylememe gerek var mı bilmiyorum ama bu sırada çantanız adı “sırt çantası” bile olsa önünüzde ve paralarınız da üzerinizdeki farklı cep ve çanta gözlerinde dağılmış halde bulunmalı… Çok kritik önlemlerden birisi olduğunu söylemeliyim… Siz hiç hırsızlığa uğrayan kanguru duydunuz mu? Ben duymadım… Sahip olduğumuz her şeyi gözümüzün önünde tutuyoruz da ondan…
Bu iki çok temel önlem sizi olumsuz tecrübelerden koruyacaktır. En azından sıradan hırsızları atlatmanızı kesin olarak sağlayacaktır. Zaten sizi henüz çekilmemiş Ocean 14 filminin mağduru yapmaya niyetlenmiş bir çeteyse karşınızdaki yapacağınız bir şey yok…
Hatırlayalım: Etrafımızı –fazla da paranyoklaşmadan- kolaçan etmeyi, özellikle yakın çevrenizde neler olup bittiğini gözlemlemeyi bırakmıyoruz. Çantalarımız ve kıymetli eşyalarımız da ne kadar gözümüzün önünde olursa o kadar tehlikeden uzak demektir. Olası bir şüpheli durumla karşılaşırsanız gördüğünüz ilk cafe ya da dükkana girerek tehlikenin gerçekliğini test etmemiz ve gerekli görmemiz halinde etrafımızdakilerden tedbir almak için yardım istemek yeterli olacaktır.
En kötü ihtimalle 2-3 hafta sonra zaten etrafınızı öğrenmiş ve olası tehlikeleri öngörebiliyor bir hale gelmiş olacaksınız… O zamana kadar tedbiri elden bırakmıyoruz…
Şimdilik bu kadar… Bir daha ki paylaşımımda bu kadar polisiye konulara girmeden, seyahat öncesi yapmanız gereken hazırlıklardan bahsedeceğim…
Kalın sağlıcakla…