Dil Öğrenmek Zekayı Geliştiriyor !

 21. yüzyıl insanını tanımlayacak olsaydık herhalde, önce pragmatizm ve hedonizmi detaylandırmak gerekirdi. Günümüz insanı, hayata dair amaçlarını tanımlarken, temelde iki soru soruyor: Ne işime yarayacak? Keyif alacak mıyım? Yani hayatlarımızı iki temel saik üzerine kurgulamış durumdayız: fayda ve haz.

Maksadımız felsefenin en temel problemlerinden birisine parmak basmak ya da bu konuda hüküm vermek değil tabi ki. Ancak hız ve maruz kaldığımız bilgi bombardımanı ciddi bir kafa karışıklığı doğuruyor. Çoğu zaman, fayda ve haz iddiası olanlarımız bile asıl faydayı ve asıl hazzı ıskalıyoruz.

Hiçbir ticari kabiliyetiniz, bilgi ve tecrübeniz olmadığını varsayalım. Dedenizden miras kalan 1 milyon doları tüketmeniz ve iflas etmeniz muhtemelen en fazla 2 senenizi alacaktır. Şans oyunlarının laneti adlı rutinleşmiş haberler bu basit gerçeğe dayanmaz mı aslında? Bu durumda kısa süreli fayda ve kısa süreli hazzı hedefleyen bir insan için başına gelebilecek en güzel şey olan bu piyango, aslında uzun vadede kendisi için eski halinden çok daha zararlı ve eziyetli bir senaryoya sebep olmaz mı?

Tam da buradan hareketle asıl başlığımıza dönelim o halde. 7 den 70 e kiminle konuşsak, hangi meslek, eğitim grubundan ya da hangi sosyoekonomik sınıftan olursa olsun, dil öğreniminin kutsandığı, öneminin vurgulandığı, dil bilenlerin takdir edildiği bir dönemdeyiz. ‘Dil bilmeden olmaz’, ‘Artık tek dil de yetmiyor’ gibi klişelerden tutun da ‘Bir dil bir insan, iki dil iki insan’ gibi hepimizin bildiği atasözlerine kadar, dil öğrenmenin ‘iyi’ bir şey olduğu konusunda itiraz edecek kimse kalmadı ‘modern’ zamanlarda. 

Edinburgh Üniversitesi’nce yapılan bir araştırmaya göre, dil öğrenmenin zeka ve hafıza üzerinde olumlu etkileri olduğu ispatlanmış. Hatta işini şansa bırakmak istemeyen akademisyenler, ‘Acaba zeki insanlar mı diğer dilleri öğrenebiliyorlar?’ sorusunu da elemek için, dil öğrenmeye başlamadan önce ve tamamlandıktan sonra yaptıkları testlerle, yabancı dil öğreniminin tek başına zeka, hafıza, dikkat gibi yetenekleri geliştirdiğini, beynin yaşlanmasının önüne geçtiğini ve bunama riskini minimuma indirdiğini ispatlamış.

Salt dil öğreniminin insan beyni üzerindeki bu olumlu etkileri bir yana dil öğrenmenin alt metni olarak, farklı kültürleri tanımak, dil öğrenim sürecinde doğal yollardan gelişen tarih ve coğrafya bilgisi; bu eğitimin ülkesinde alınması durumunda, özellikle gençlerin ayakları üzerinde durma yetileri ve ‘mecburen’ geliştirdikleri sosyal kabiliyetler de bu eğitim sürecinin diğer çok önemli katkıları olarak dikkate alınmalıdır.

Öyleyse, hangisi olduğu, kariyer hedeflerinize, eğitiminize, ilgi alanlarınıza göre sizin tercihiniz olmakla birlikte, herhangi bir dil öğrenmenin asıl sonucu, bu bilginin size bahşettiği taze balıkları yemeye devam etmekten çok, ömrünüz boyunca balık tutmanızı sağlayacak kabiliyetleri geliştirmeniz olacaktır.

Kim bilir, belki de eylemlerimizde fayda ve hazdan çok daha önemli üçüncü bir saik daha vardır ve asıl bu sonuncusudur, asıl faydayı da asıl hazzı da getiren…

Bilgi Formu